Skip to content Skip to left sidebar Skip to right sidebar Skip to footer

DAXÛYANÎ

YURTSEVER DEMOKRAT ADAYLARI DESTEKLİYORUZ

20.02.2019

Bilindiği gibi partimiz PDK-Bakur, anti sömürgeci ve Kürt ulusal haklarını savunan siyasetine uygun biçimde 31.03.2019 tarihinde gerçekleştirilecek olan yerel seçimlerde yurtsever adayları destekleyeceğini Kürt kamuoyuna duyurmuştu.

Partimiz, seçim sürecinin başından itibaren Hak-Par, PAK ve PSK ile birlikte yurtsever partilerin bir blok oluşturarak seçimlere birlikte girmesi için çaba göstermiş ancak bu aşamada istenilen sonuca ulaşılamamıştır.

Gelinen noktada ise PSK ve PAK’ın beş ilde göstermiş olduğu adayları ve oluşturdukları ittifakı desteklemenin ulusal bir görev olduğu inancındayız. Çünkü Kuzeyli Kürt halkının kendi geleceğini belirleme hakkını savunan adaylardan yana tavır almak, HDP’nin Türkiyeciliğini perdelemek amacıyla kendisine bağlı guruplar ve rantçı olduklarını gizlemeyen iki gurupla daha oluşturduğu “ilkesiz” ittifakı mahkum edeceği gibi yurtsever ve anti sömürgeci siyasetin sorunlarını çözerek yeniden örgütlenmesi için bir zemin yaratma fırsatını oluşturacaktır. Partimiz, seçimlerden sonra söz konusu zeminin yaratılması için daha fazla çaba gösterecektir.

Partimiz PDK-Bakur, yurtseverlerin eleştirilerini saklı tutarak ve mevcut çelişkileri bir yana bırakarak sandığa gidip PSK ve PAK’ın oluşturduğu ittifakın adaylarına, İstanbul adayı Mehmet Celal Baykara’ya ve Varto adayı Abdulbari Han’a oy vermelerinin bir gereklilik olduğuna inanmakta ve bu doğrultuda destek çağrısında bulunmaktadır.

PDK-BAKUR

TÜRKİYECİ SİYASET YEREL SEÇİMLERE İTTİFAKLA GİRİYOR

10.01.2019

07.01.2019 tarihinde HDP, Diyarbakır’da parti, dernek ve guruplardan oluşan yedi siyasi çevreyle birlikte bir Kürt seçim ittifakını oluşturduğunu duyurdu. Bu duyuru ile Kuzey Kürdistanlı tüm siyasi tarafların HDP çatısı altında bir araya geldiği ve Kürt ulusal ittifakının kesin olarak sağlandığı algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Ulusal ittifak, siyasi tarafların çelişkilerini bir yana bırakarak ortak amaca yani ülkenin bağımsızlığına ulaşma hedefiyle bir araya gelerek bir güç birliği oluşturulması durumunda söz konusu olabilir. Oysa HDP ve temsil ettiği siyasi gelenek defalarca ulus devlete karşı olduğunu, bağımsız Kürdistan fikrinin gericilik olduğunu açık biçimde deklare etmiş ve kendisini “Türkiyeci” olarak nitelemiştir. HDP, Kürt ulusal özgürlük stratejisini reddettiği gibi Kürt ulusal simgelerine karşı da açık bir karşı duruş göstermektedir. Sözgelimi, HDP, organize ettiği hiçbir mitingde Kürdistan bayrağına izin vermemektedir.

Söz konusu “ittifakın” kamuoyuna duyurduğu metinde Kürt ulusal özgürlük mücadelesinin ihtiyaçları ve amaçları değil, Türkiyeci siyasete uygun olarak Türkiye’nin sorunları gündemleştirilmiştir. Bu bakımdan HDP kendi içinde tutarlı davranmıştır. HDP, Kürt gruplarıyla gerçekleştirdiği bu seçim ittifakı ile yalnızca halkımızın yurtsever duygularını istismar ederek kendisini Kürt birliğini sağlamak isteyen taraf olarak göstermeye ve Türkiyeci çizgisinin mahkûm edilmesinin önüne geçmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla, “ittifak” içerisinde yer alan gruplar HDP açısından birer araçtan başka bir şey değildir. Bu grupların yöneticileri ise bu rollerini bildikleri için, HDP’ye hiçbir ilkesel şart koşmadıklarını defalarca ifade etmişlerdir. Anlaşılan o ki, HDP üzerinden Türkiyeciliğin kuyruğuna takılan bu gruplar Kürt ulusal çıkarları yerine bir ilçenin belediye başkanlığını daha fazla önemsemektedirler.

Bu içler acısı tabloyu “Kürdistani ittifak” olarak adlandırmak ülkemize ve halkımıza karşı yapılan bir hakarettir.

Partimiz PDK-Bakur, kendisini yurtsever olarak niteleyen bütün Kürdistani grupları ulusal özgürlük anlayışı çerçevesinde ortak mücadele mekanizmalarını oluşturmaya davet etmekte, bu bağlamda önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan yerel seçimlerde yurtsever adayların desteklenmesi için ortak tavır alma çağrısını yinelemektedir.

PDK-Bakur

KNK’NİN ORGANİZE ETTİĞİ TOPLANTI DAVETİNE CEVABIMIZ

16.12.2018

“KNK Yürtüme Konseyi” imzasıyla 20.11.2018 tarihinde partimiz PDK-Bakur’a ulaşan “ ÜÇ KÜRDİSTANLI MÜCADELECİ İÇİN ULUSAL TAVIR TOPLANTISI” başlıklı ve 15.12.2018 tarihinde yapılan toplantının davet metnini yetkili organlarımızda değerlendirilmiş ve toplantıya katılmayacağını gerekçelerini göstererek Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) isimli kuruma bildirmiştir. Ulusumuzu ilgilendiren konularda şeffaf davranmayı esas alan tavrımız gereği bu toplantıya katılmama gerekçelerimizi kamuoyuyla paylaşmayı uygun buluyoruz.

Bilindiği gibi KNK, Kuzey Kürdistan’ın pek çok kenti KCK’nin hendek siyaseti ve pratiği bahane edilerek sömürgeci güçler tarafından yıkılırken, yüzbinlerce Kürdistanlı ülkelerinden göç etmek zorunda bırakılırken, binlerce Kürt genci şehit edilirken, bu gelişmelerden önce veya sonra bu yakıcı sorun karşısında Kürt partilerini ortak bir tavır takınmak üzere bir araya toplamak için herhangi bir girişimde bulunmadı veya bu yıkımı önlemek adına harekete geçmedi. Yine KNK, Güney Kürdistan’ın bağımsızlık süreci sömürgeci devletler tarafından akamete uğratılırken ve Kerkük işgal edilirken bu önemli konular hakkında Kürt partilerine ortak bir tavır alınması yönünde çağrıda bulunmadı, KNK, aynı tavrı Afrin işgal edilirken de sürdürdüğü, ulusumuza ve ülkemize karşı açıktan ve pervasızca gerçekleştirilen bu saldırı karşısında Kürt partilerine bir toplantı çağrısı yapmadı.

KNK, yukarıda anılan ve tüm ulusumuz için son derece kritik sonuçlar doğuran olaylar karşısında harekete geçmemiş olduğu gerçeği göz önüne alındığında, bugün küresel bir gücün aldığı bir kararla bir partinin üç yöneticisini “arananlar listesine” koyması karşında Kürt partilerini ortak tavır almak için toplantıya çağırmasının manidar olduğunu düşünüyoruz.

Elbette altını çizmek gerekir ki, söz konusu KCK yöneticilerinin ulusal olmayan başka bir güç tarafından suçlu ilan edilerek başlarına ödül konması, ulusal bağımsızlıkçı çizgideki partimiz için kabul edilemez bir durumdur. Partimizin anlayışına göre, Kürdistanlı siyasi figürler ancak ulusumuzun vicdanında yargılanabilir ve hak ettikleri yere konabilirler. Oysa partimizin davet edildiği toplantının amacının bu anlayışımızla bağdaşmadığı inancındayız.

PDK-Bakur

BERSIVA KU PARTIYA ME DAYE NAMEYA KNKê

16.12.2018

Em, bersiva ku partiya me PDK-Bakur, daye nameya vexwendinê ya KNKê, ji ber girîngiya wê bi raya giştî re par vedikin.

Nameya bi îmzeya saziya we, Konseya Rêvebiriya KNKê, ya bi navê “Dawetname Civîna Helwesta Neteweyî Ji Bo Sê Têkoşerên Kurdistanê”, ku di 20.11.2018an de gihîştibû Partiya me, ji aliyê rêvebiriya me ve hate nirxandin. Di encama nirxandinê de Partiya me balê dikşîne ser xalên li jêr rêzkirî:

Dema gelek bajar û bajarokên Bakurê Kurdistanê, bi bahaneya polîtîkaya KCK ya xendekan, ji aliyê hêzên kolonyalîst ve hatin hilweşandin, bi sedhezaran Kurdistanî mecbûrê cîhêlkirinê man, bi hezaran ciwanên Kurdistanî hatin şehîdkirin, bangeke saziya we ya li hemberî vê pirsa diltejîn, ji bona rawestandin û berlêgirtina vê wêrankirinê derneketibû, û we daxwaza civandinê û derxistina helwesteke hevpar li Partiyên Kurdistanî nekiribû. Dîsa, em dixwazin bibîrbixin ku, dema pêvajoya serbixwebûnê ya li Başûrê Kurdistanê ji aliyê dewletên kolonyalîst ve dihate pûçkirin û Kerkûk dihate dagirkirin, saziya we li hemberî wan mijarên girîng, doza helwesteke hevpar ya neteweyî nekiribû. Saziya we, her ew helwest li hemberî dagîrkirina Efrînê jî birêve biribû, û li hemberî êrîşên bêperwa yên li dijî welat û miletê me, tê zanîn ku, doz û daxwaza helwesteke hevpar û banga hevdîtina Partiyên Kurdistanî nekiribû.

Dema em rastiya ku saziya we li hemberî rûdanên ji bona miletê me encamên balkêş dane tevnegeriyaye didin ber çavan, em wê yêkê pirr manîdar dibînin ku hun îro ji bona biryara zilhêzeke navneteweyî ku sê rêvebirên partiyekê xistiye nav lîsteya kesên “lê tên gerandin” bang li Partiyên Kurdî dikin û civandina ji bona helwesteke neteweyî dixwazin.

Helbet em dixwazin balê bikişînin ser vê yekê jî, ku ji aliyê hêzên ne Kurdistanî ve xelat danîna ji bona derdestkirina sê rêvebirên KCKê yên em behs dikin, li dijî xêza Partiya me ya serbixwebûnxwaziyê ye û di rêbaza me de tu car nayê pejirandin. Li gora bîr û baweriya Partiya me, kesayetiyên polîtîk yên li Kurdistanê bi tenê di wîjdanê miletê me de dikarin bêne darizandin û li gora kiryarên xwe, dê cihên xwe yên rewa bistînin. Lewra, em di wê baweriyê de ne ku, vexwendina we ya Partiya me ji bona vê civînê, bi vê têgihîştina me re li hev nake.

Herweha em ji bona vexwendina we ya nazik spasiyên xwe pêşkêş dikin, û ji ber sedemên li jor rêzkirî, diyar dikin ku em ê beşdarî civîna we ya navborî nebin.

PDK-BAKUR

KÜRDİSTAN KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA

05.12.2018

04.12.2018 tarihinde ANF ve Yeni Haber Gazetesi adlı yayın organları tarafından dijital medyaya servis edilen ve “Nizamettin Taş’tan MİT’e Yeni Parti Projesi” başlıklı habere istinaden PAK Basın ve İletişim Bürosu imzasıyla bir tekzip yayınlanmış, ancak söz konusu tekzip yazısında partimiz PDK-Bakur’un isminin zikredildiği görülmüştür.

Oysa PDK-Bakur söz konusu çalışmaya asla katılmamıştır. Üstelik, Partimiz bu çalışmayla ilgili olarak gerek 28.03.2017 tarihinde yayımladığı “12. Kongre Sonuç Bildirgesinde” gerekse 20.07.2017 tarihinde yayımladığı “Sahte KDP Oluşumuna İlişkin Açıklamamız” başlıklı açıklamasında PAK’ın sözünü ettiği parti kurma çalışmasıyla ilgili görüşlerini net bir şekilde ortaya koymuş ve bu girişimi “kirli” diye nitelemiştir. Partimiz ayrıca aynı dönemde diğer Kürdistani siyasi yapıları ve yurtsever kamuoyunu bu türden karanlık hesaplar karşısında uyanık olmaya davet etmişti.

Bir kez daha tüm taraflara hatırlatmak isteriz ki, PDK-Bakur 1965’te kurulduğundan beri hiçbir koşulda milliyetçi-devrimci ve anti-sömürgeci çizgisinden ödün vermediği gibi, Kürdistan halkını özgürlük davasından uzaklaştırmaya yönelik her türden kirli siyasi planlara karşı daima mücadele etmiştir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur…

PDK-Bakur

EM PIŞTGIRÊ “PAK”Ê NE

23.11.2018

Me bi xemgînî bihîst ku roja 22.11.2018an, endamên Meclisa Partiya Azadiya Kurdistanê Feyyaz Ekmen û Siraç Kirici li balefirgeha Izmîrê ji aliyê hêzên Komara Tirkiyê ve, bi hiceta ku di derbarê wan de lêpirsîn heye, hatine girtin.

Bêguman, ev kiryar bi armanca wê yekê ye ku siyasetmedarên Kurd yên welatparêz têxin bin guvaşê û beşeke ji kampanya lêpirsîn û girtinê ku ev demeke dirêje tê birêvebirin.

Em weke PDK-Bakur, radigihînin ku em li hemberî çewisandinên bi vî awahî piştgiriya PAKê dikin û careke din tînin bîra dost û dijminan ku ev hewldanên dewleta Tirk yên girtin û bêzarkirina welatparêzên Kurdistanî bêhûde ne û wê gelê me di bin her şert û mercan de tekoşîna xwe ya azadiyê bidomîne.

PDK-BAKUR

TC’NİN YILDIRMA SİYASETİNE KARŞI PAK’LA DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ

23.11.2018

22.11.2018 günü PAK (Partiya Azadiya Kurdistanê) Parti Meclisi üyeleri Feyyaz Ekmen ve Sıraç Kırıcı’nın İzmir havaalanında TC tarafından haklarında soruşturma olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmış olduklarını üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz.

Kuşkusuz, bu olay Türk devletinin Kürt yurtsever siyasetçilerini baskı altına almak amacıyla uzunca bir süredir yürütmekte olduğu soruşturma-gözaltı-tutuklama kampanyasının bir parçasıdır.

PDK-Bakur olarak, bu türden baskılar karşısında PAK ile dayanışma içerisinde olduğumuzu bildirirken, Türk devletinin Kürdistanlı yurtseverleri tutsak almaya ve yıldırmaya yönelik bu türden eylemlerinin beyhude olduğunu, halkımızın her koşulda özgürlük mücadelesini sürdüreceğini dosta ve düşmana bir kez daha güçlü bir biçimde hatırlatırız.

PDK-BAKUR

DAXUYANIYA PARTIYA DEMOKRAT A KURDISTANÊ-BAKUR YA DI DERBARÊ HILBIJARTINÊN DEVERÎ DE

26.10.2018

Bi helkevta hilbijartinên deverî yên ku dê dewleta tirkan di 31ê Adara 2019an de li seranserê Tirkiyê û li bakurê Kurdistana dagirkirî li dar bixe, em wekî Partiya Demokrat a Kurdistanê-Bakur, dixwazin carek din helwesta xwe ya di vê derbarê de bi raya giştî û hemî aliyên siyasî yên Kurdistanî re parve bikin.

Wekî tê zanîn, PDK-Bakur ji roja ku hatiye damezrandin ve, li dijî dagirkerî û mêtingeriyê siyasetek neteweyî û rizgarîxwaz pejirandiye. Herweha PDK-Bakur, pirsa Kurdistanê wekî pirsa bidestxistina mafê desthilatiyê ya li ser axa Kurdistanê dibîne. Ji ber vê fam û baweriya xwe ya neteweyî, partiya me her dem hilbijartinên parlamanetoya dewleta tirkan û referandûmên wan boykot kiriye û encamên wan jî nas nekiriye.

Lêbelê, hilbijartinên deverî divê bi awayeke din bêne nirxandin. Şaredarî saziyên deverî ne ku rasterast bi gel re rûbirû dibin û heta dereceyekî ji pergala nerewa ya dagirkeran parastî ne. Herweha, bi rêya van saziyan derfetek din ji siyaseta neteweyî re çêdibe ku peyamên xwe bigihîne gelê Kurdistanê û rêvebiriyek li gor rêbaza xwe dane holê.

Ji ber van egerên jorîn, PDK-Bakur biryar daye ku ew ê li bakurê Kurdistanê piştgirî bide berbijêrên welatparêz yên ku li ser xeta Kurdistanî tevdigerin. Herweha, PDK-Bakur bang li hemî partî, rêxistin, sazî û derûdorên siyasî yên Kurdistanî dike ku di warê hilbijartinên deverî de bi yekrêzî tevbigerin, hêzen xwe bikin yek, bi hev re berbijêrên welatparêz destnîşan bikin û ji bo serkevtina wan berbijêran xebatê bikin.

PDK-Bakur

PDK-BAKUR’UN BOYKOT KARARI VE “KURDİSTANİ İTTİFAK”

08.05.2018

Kürdistan topraklarındaki varlığı dahi gayri meşru olan bir devletin gerçekleştireceği seçimler de sözde ve gayrimeşrudur.

Sömürgeci TC devleti 24 Haziran’da hem parlamento üyeleri hem de cumhurbaşkanlığı için erken seçime gitme kararı aldı ve seçim süreci başladı. Partimiz PDK-Bakur, anti sömürgeci siyasi çizgisine uygun olarak boykot tavrını kamuoyuna duyurdu. Ancak, seçim gündeminin gerek Kürdistanlı siyasi gruplar gerekse halkımız arasında yoğun tartışmalara ve yer yer bazı spekülasyonlara yol açması üzerine, bu tutumumuzun hem halkımız hem de diğer ilgililer tarafından daha iyi anlaşılması amacıyla daha detaylı bir açıklama yapma ihtiyacı doğmuştur.

Sömürgeci TC devletinin Kuzey Kürdistan’daki varlığı gayrimeşrudur. Nitekim TC’nin Kürdistan’daki varlığı silahlı güçleri ve savaş aygıtı sayesinde mümkün olabilmektedir. Cumhurbaşkanlığına, yani işgal ordusunun başkomutanlığına adaylığını koyan Demirtaş dâhil olmak üzere hiçbir Kürdistanlı siyasetçi bu tespitimize karşı çıkamaz. Ayrıca evrensel hukuka göre, halkın onayı olmaksızın bir ülkede hüküm süren devlet sistemleri gayri meşrudur. Nasıl ki, bir parti veya dernek yönetimi üyelerinin rızasına muhtaçsa, hükümran devlet sistemleri de halkın rızasına muhtaçtır. Bir Türk ulus devleti olan TC, Kürdistanlıların devleti değildir, Kürdistanlılara rağmen Kürdistan’da varlığını devam ettirmektedir. Bu yüzden, halkımıza silah zoruyla kendisini dayatan bir devletin yöneticilerinin seçimini meşru olarak nitelendirmek mümkün değildir.

Siyasi anlamda boykot, insanlarımız ve ülkemiz üzerinde zora dayanarak tahakküm kuran sömürgeci sistemle köprüleri yıkmak ve onu mahkûm etmek anlamına gelmektedir. Elbette ki bir veya birkaç seçimle yüzde yüz başarı elde etme olanağı yoktur. Boykot bir yönüyle bizi bireysel olarak sömürgecinin kirliliğinden korurken diğer taraftan Kuzey Kürdistan’ı yakıp yıkan, bağımsızlık referandumu sonrası güneyli halkımızı açlıkla tehdit eden, Efrin’i işgal eden ve dünyanın hiçbir yerinde bağımsız Kürdistan’a izin vermeyeceğini deklare eden sömürgeci devletin halkımız tarafından mahkûm edilmesi anlamına gelecektir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, sömürgeci sistem iktidarı ve muhalefetiyle bir bütündür. Bu sistemin parçası olanlar dâhil oldukları sistemin dışında düşünülemezler. Bu sistemin ise halkımıza gün yüzü göstermeyeceği aşikârdır. Sömürgeci sistemin partileri arasındaki çelişkilerden biz Kürdistanlılar için bir yarar doğmaz. TC tarihi boyunca değişen sayısız iktidarın Kürdler ve Kürdistan hakkındaki siyaseti her zaman aynı olmuştur. Bugünkü iktidar da, döne dolaşa öncülü Kemalistler gibi inkâr ve imha politikasına demir atmış, yarın iktidara aday olanlar ise bundan fazlasını vadetmiyorlar.

Dünyanın hiçbir yerinde ulusal kurtuluş mücadelesi veren halklar sömürgecilerin parlamentosu üzerinden özgürleşmemiştir. Kürdistan’da bu durumun farklı olacağını düşünmek için de ortada bir neden bulunmamaktadır. Kaldı ki, bazı Kürdistanlı siyasiler defalarca ve büyük umutlarla sömürgecilerin parlamentosuna girebildiler, ancak, her defasında sonuç yıkım oldu.

Bu seçim döneminde kendisini “Kürdistani İttifak” olarak isimlendiren ve PAK, T-KDP, PSK, Platform ve Azadi Hareketi’nden oluşan üç parti ve iki çevrenin meydana getirdiği bir ittifak oluşumu HDP çatısı altında seçime girmeye çalışmaktadır. Ortaya koydukları bu tavır sürpriz değildir. Partimiz, daha evvel de Kürdistani söylemlerle ortaya çıkan kimi çevrelerin özünde Türkiyeci olduklarını, ulusal sembolleri kullanarak kendilerini kamufle etmeye çalıştıklarını, hatta ulusal talepler konusunda HDP’den bile daha geri bir noktada durduklarını ifade etmişti. Zaten, bilindiği gibi bu grupların bir kısmı geçmişte AKP’yi diğer bir kısmı ise CHP’yi desteklemiş, ancak karşılığında bu iki Türk partisinden de herhangi bir iltifat alamamışlardı.

Daha düne kadar HDP’yi Türkiye partisi olduğu için eleştiren, onu hendeklerde ölen gençlerimizin sorumlusu olarak gören, Güney Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı oldukları için onlarla bir araya gelmek istemeyen, genel başkanları Sayın Barzani’ye dil uzattığı için onu düşmanlaştıran, ama bugün HDP üzerinden sömürgecilerin parlamentosuna girebilmek için adeta kapı pencere kıran bu gruplara Kürdistan halkı itibar etmemelidir. Üstelik bu şuursuz heveslerini ‘Kürtlerin ittifakı’ gibi bir yaftayla öretmeye çalışmaktalar. Oysa işin doğrusu, ortada bir ittifak değil iltihak vardır. Çünkü HDP ne programını ne de başkanını değiştirmediği gibi halkımızı sömürgecilere kırdıran, sömürgeci sistemin ülkemizde yeniden organize olmasına yardımcı olan söylem ve pratikleri konusunda bir özeleştiri dahi vermiş değildir. Üstelik bu grupların yayımladığı ve daha sonra HDP’ye sunduğu ittifak metninde Kürdistanlıların ulusal taleplerini yansıtan tek bir madde dahi yoktur. Metin HDP programının bir karikatürü gibidir. Bu metinle, HDP’ye zımni olarak programınızı kabul ediyoruz, talepleriniz taleplerimizdir, denmiştir.

Partimiz PDK-Bakur’a göre, sömürgeciler bu grupları kullanarak yurtsever halkımızı kendi sistemlerine eklemleme gayesi içerisindedir. Gösterdikleri adres ise Türkiyeciliğin kalesi HDP’dir. Halkımız, hendeklerde gençlerimiz öldürülüp şehirlerimiz yakılıp yıkılırken, Kerkük ve Efrin işgal edilirken bir araya gelmeyen, o felaketi durdurmak için HDP’nin kapısına dayanmayanların bugün ‘Kürdlerin birliği’ sözlerine kanmamalıdır. Çünkü ne yazık ki ortada bir Kürd birliği yoktur. Olan bitenin izahı, siyasi sermayelerinin tamamını bir defalık Türk milletvekilliğine tahvil etmeye çalışan bir grup insanın varlığıdır. Bu durum, Kürdistan davası adına hem üzüntü hem de utanç vericidir; bu utanca ortak olmayacağız.

Siyasetin yalnızca seçimlere katılmakla yapılabileceği düşüncesi sistem tarafından bilinçli olarak üretilmektedir. Bütün ulusal kurtuluş mücadelesi veren halklar gibi Kürdistan halkı da anti sömürgeci ilkelere ters düşmemesi şartıyla dilediği metodu kullanma hakkına sahiptir. Partimiz bir seçim partisi olmadığını tarihi boyunca defalarca deklare etmiştir. Partimiz programına uygun biçimde, Kürd ulusunun kendi geleceğini belirleme iradesini örgütlemeyi önüne amaç olarak koymuştur. Yasal partimiz bu amaca ulaşmak için bir araçtır. Anti sömürgeciliği ilke olarak benimseyen partimiz, ulusal-devrimci ideolojiye uygun bir paradigmayı Kürdistan’da hâkim kılma çabasındadır. Bu çaba, bağımsızlık ve özgürlük idealine inanan Kürdistanlıların enerjilerini örgütlü bir güce dönüştürmeye yöneliktir.

Kürdistanlılar seçeneksiz değildir. Kürdistani olma iddiasında olan herkese sesleniyoruz; sesimizi dosta da düşmana da duyurmak istiyorsak, gücümüzü göstermek istiyorsak, gelin hep birlikte sömürgecilerin bize dayatmaya çalıştığı bu sözde seçimleri boykot edelim. Gelin Kürdistan halkı olarak hep birlikte kendi geleceğimizi kendimiz belirleyelim.

PDK-BAKUR

KUZEY KÜRDİSTAN DEMOKRAT PARTİSİ

8. KONGREYA PARTIYA MAF Û AZADIYÊ HAKPAR YA AMEDÊ DE SER NAVÊ PDK – BAKUR AXAFTINA BERDEVKÊ PARTIYA ME BIRÊZ HEMÎDÊ SMAÎLAXA

04.05.2018

Kongreya Bajarê Diyarbekir Ya Partiya Maf û Azadiyan HAK-PARê.

Beşdarên granbuha ev dem û hemî demên we xweş bin.

Kongreya we di demeke ku li her aliyê welatê me, Miletê Kurd û hemî Kurdistanîyên cînişên Kurdistanê tûşî êş û azarên gran dibin de, pêk tê.

Di gel ku Kongreya we li Bajarê kevnar li Diyarbekrê pêk tê jî lê belê li hemberî van rûdan û berfirehbûnan mirov dibêje belkî axa miriya li ser Bakurê welatê me hatibe bêjingkirin, bêdengiyeke mezîn xwe berdaye ser tevaya hêz û rêxîstînên Bakur. Desthilatdariya dagirker, ji avabûna vê komara bêserûber heta nuha polîtîkaya xwe ya tunekirin û tune lı qelemê dana Kurd û Kurdistanê ji rojeva xwe dernexistiye. Ji destpêka avakirina vê komarê ve, Kurdistanî her di nav rewşeke awarte de dijîn, lê dubare bi navê reşa awarte, ew kurtêlên demokrasiya bejik jî, bi carekê ji ortê hatine rakirin. Ne bi tenê di nava tixûbê dîyarkirî de, Dagirkerên Bakurê Kurdistanê, Dewleta Tirk, li derveyî sînorên xwe jî, li hemberî her cûrê bidesxistin û pêkhatinên Kurd û Kurdistanê, dujminayiyeke kesnedî daye ber xwe, bê perwa, bi tevaya hêz û karîna xwe agir dibarîne.

Duhî, li hemberî giştpirsiya li Başûrê Kurdistanê, bi dagirkerên li Tehran û Bexdayê re tevdigeriyan, îro jî li Rojavayê Kurdistanê, êrîşî tevaya şaneyên Kurdistanî dike. Sibe li ser heyvê jî guman û hêviyeke Kurd-Kurdistaniyan ya hin bidestxistinan peyda bibe, bê guman dê êrîşî wan jî bike.

Dil dixwest, di vê derfeta axaftinê de, em li ser pirsên çareseriyê, li ser kelecana 25ê Îlonê rawestin, wê şîrove bikin, dersan jê derxînin.

Di 25ê Îlonê de Kurdan li Başûrê Kurdistanê û heta bi Kurdên li dijî serbixwebûnê di nav de dîrok xemîlandin. Di dîroka Kurdistanê de Kurdan cara yekê ku pirraniya nêzî tevaya Kurdistaniyan, dilxwaz û dildarên serbixwebûnê, di konsensuseke neteweyî de pêk hatin, li hev kirin, bi yekdengî, di bin çavdêriya pisporên navneteweyî de, bi dengdaneke bi serfîrazî, giştpirsiyeke hevdem pêk anîn. Ji sedî nodûsisiyên Kurdistaniyan bi dengê erê tapoya welatê xwe, welatê bav û kalan, Tapoya Başûrê Kurdistanê raberî raya giştî ya cîhanê kirin.

Mixabin di berbanga serbixwebûnê de, hin rûdanên ku kesî hêvî nedikir rû dan. Ji we hêjayan teva diyar e ku di dîroka Kurdistanê de, xiyaneteke herî mezin û dijwar pêk hat. Kerkûk û gelek deverên bi xwîna pêşmergeyên dîlşêr hatibûn rizkargirin, radestî dujminan bû.

Beşdarên hêja! Em bi hûrbînî li ser vê yekê rawestin û tevaya karîn û zanîna xwe li çawayî û çendayiyên vê îxanetê xerç bikin, tirsa mezin ew e ku em dê erk û berpirsiyariyên xwe yên neteweyî, di bin bandora vê xiyanetê de ji bîr bikin û bi tenê bi gilî û gazinan dakevin.

Belê divê em rûreşîya hatiye kirin ji bîr nekin, lê di heman demê de, bidin zanîn, têbikoşin ku ew GIŞTPIRSÎ rast e belgeya rêya serbixwebûna welêt e.

Li Rojhilatê Kurdistanê cengawer û canbêzarên Kurd, li hemberî desthilatdariya nijadperestan, ji bo doza xwe ya pîroz sînga xwe kirine sîper, ji nû ve hilkişiyane çiyayên Kurdistanê. Hêvî ji çiyayan bilindtir kirine. Li şûna darizandin, dadkirinên bê serûber, bi sedan li sêdarê bihêne dan, Pêşmergeyên Rojhilatê, ji mirinê re dilîrînin.

Wa ye li Rojavayê Kurdistanê her ew senaryoya firotina Kurdistanê bi rengekî din di rojevê de tê bicîhkirin. Bi navê Kurd û Kurdistaniyan qaşo li hemberî êrîşên Dewleta Tirk, Dagirkerên li Şamê weke xelaskerên pîroz têne xemilandin û pêşkêşî dunyayê, tê kirin. Ne bi tenê hêzên dagirker yên ser bi desthilatdariya Îranê ve her weha ew hêzên dagirkerên Kerkûkê, yên şîa, yên Heşda şîî wek leşkerên pîroz ku di hawara kurdistanê de hatine, pêşkêşî gelê me û cîhanê tê kirin.

Gelî Ciwanik û Ciwamêran, beşdar û birêvebirên Kongreyê, barê neteweyî barekî gran e, belê hêvî ji tevaya astengiyan bilindtir e. Weke bavê mezîn Mustafa Barzanî gotiye: di şkestinan de bêhêvî bûyin û di biserketinan de ji ser xwe çuyin divê di deftera me de cîh negire.

Naskirina nexweşiyê nêviyê dermankirinê ye. Di vê tevliheviya mezin de, pêdivî û pêwîstiya Miletê Kurd bi hevgirtinê û pevxistina hestên neteweyî ji hemî demê bêtir e. Bi taybetî mejiyê teze, xebata cwanan, di tekoşîna rizgariyê de, çaresaz e, pêwîst e, bibênebê ye.

Bi hêviya ku axa miriyan ya bi ser Bakurê Kurdistanê ve hatiye dakirin, bi herife û bi hêviya ku em bi hev re xurttir in bibe dûrişma hemî hêz û kesayetiyên Kurdistanê yên Kurdistanî, Kongreya we ji dil Pîroz dikim.

Biserketin her para Kurd û Kurdistaniyan be

Bijî Pêşmerge!

Bijî Serbixwebûn

Her bijî Kurd û Kurdistan​

Hemîdê Smaîlaxa, Diyarbekir

PDK-BAKUR