Skip to content Skip to left sidebar Skip to right sidebar Skip to footer

Author: reveberi

EZÎZ MIHEMED

JI BO RAYA GIŞTÎ YA KURDISTANÊ

 

Îro piştî nîvro Sekreterê berê yê Partiya Komûnîst ya Iraqê û dostê qadîm yê Serok Barzanî yê nemir, Ezîz Mihemed koça dawî kir.

Em weke PDK-BAKUR serxweşîyê li malbata rêzdar Ezîz Mihemed û li tevahîya gelê Kurdistanê dikin.

31 Gulan 2017

Dr. Yusuf ZİYA

Sekreterê Giştî yê PDK-Bakur

 

Ezîz Mihemed di tîrmeha sala 1924an de li Bêrkotê ji dayik bûye. Di destpêka salên 1940an de hatiye Hewlêrê û beşdarî nav rêzên Partiya Hîwa bûye. Mihemed di sala 1946an de çûye nav Partiya Komûnîst ya Iraqê. Di sala 1948an de ji aliyê desthilata wê demê ya Iraqê ve hatiye girtin û heta Şoreşa 14ê tîrmeha 1958an di zîndanê de maye.

Ezîz Mihemed di sala 1964an de weke Sekreterê Partiya Komûnîst ya Iraqê hatiye hilbijartin û heta bi sala 1993an serokatiya vê partiyê kiriye. Siyasetmedarê kurd Ezîz Mihemed yek ji wan kesan e ku “Xelata Lenîn” wergirtiye. Herwiha di sala 2007an de Rûsyayê “Nîşana Stêrka Geş a Parzemîna Asya û Efrîqayê” daye Mihemed. Bi vî awayî, piştî Nelson Mandelayî duyemîn kes e ku ev nîşan wergirtiye. Herwiha roja 10ê Hezîrana 2016an de, li Pîrmamê Serok Mesûd Barzanî, Nîşana Barzaniyê Nemir da Ezîz Mihemed.

 

RÊZDAR THERESA MAY – Dr. YUSUF ZİYA

Rêzdar Theresa May,

Serokwezîra Brîtanya

Min bûyera terorîstî ya kû li bajêrê Manchesterê rû da bi dilekî gelekî xemgîn bihîst.

Berî her tiştî vê bûyera terorîstî bi tûndî şermezar dikim.

Û ez li ser navê xwe û partiye xwe di kesayetîye cenabê we de, serxweşiye pêşkêşî gel û dewleta Brîtanyayê, malbat û kesûkarên qurbaniyan dikim.

Herwiha ez piştevanî û hevxemiya xwe û partiye xwe digihênim milletê we û hêviya başbûnê ji birîndaran re dixwazim.

23.05.2017

 

Dr. Yusuf Zîya

Sekreterê Giştî yê,

Partiya Demokrata Kurdistan-Bakur

PDK-Bakur

PSK

JI BO RAYA GIŞTÎ

Partiya me PDK-Bakur, êrîşa li hemberî PSKyê ya li Tayê Îzmîrê şermezar dike. Em vê êrişê û êrîşên bi vî rengî, hewlên wek rêgirtinê yên li xebata demokratîk dibînin, yên ku ji aliyê dewletê ve tên birêkxistin.

Divê ev êrîşên bi vî rengî, nebê sedema sistkirina xebata demokratîk. Em wekî PDK-Bakur dubara vê êrîşa li hemberî PSKyê bi tûndî şermezar dikin û em dê bi birayên xwe re di nava hevkariyêde bin.

PDK-Bakur

ROJA CEJNA ZIMANÊ KURDÎ

Beriya 85 salan (15 Gulan 1932 ) Kovara HAWARê ya Mîr Celadet Bedîrxan dest bi weşanê xwe kir. Ji bo vê yekê roja 15ê Gulanê wekî “ROJA CEJNA ZIMANÊ KURDΔ tê pîrozkirin.

Roja Cejna Zimanê Kurdî pîroz bê.

 

PDK-Bakur

DÊRSIM – SEYÎD RIZA

Şaban İBA’ nın kaleminden
4.Mayıs.1937 Dêrsim Katliamı.
“DÊRSIM – SEYÎD RIZA”
1925 Kürt İsyanı’na katılmamalarına ve üstelik bazı aşiretlerin devlete destek olmalarına rağmen, Kemalist iktidarın “Cumhuriyet Hükümeti için bir çıban” olarak gördüğü Dersim’de tedip, tenkil ve tehcir 1926 yılında başladı. 4 Ekim 1926 tarihinde Albay Mustafa Muğlalı komutasında Koçuşağı aşiretine karşı yapılan askeri harekat Ovacık, Çemişgezek, Erkek, Beylan, Amutka ve Yılan Dağı bölgesinde yaklaşık bir ay kadar sürdü ve geriye yüzlerce ölü, sürgün ve yıkımlar kaldı.
Daha sonraki süreçte “Vergi ve asker vermeye yanaşmadıkları, Kürtlüğü yaydıkları ve isyanlara destek verdikleri” gerekçesiyle isyan potansiyeli taşıyan Dersim’deki her Kürt aşiretine karşı tedip, tenkil ve tehcir harekatları yapıldı. Bu harekatlarda köylerde uygulanan teröre karşı aşiretlerin küçük çaplı direnişlere başlaması Kemalist iktidar tarafından Cumhuriyete karşı “isyan dalgası” olarak tanımlanarak sistemli baskı, terör ve katliamlar yapıldı.
Kemalist iktidarın “Dersim’in Islahı” olarak tanımladığı tedip, tenkil ve tehcir harekatları ile ilgili ilk rapor 2 Şubat 1926 tarihinde Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey’in bölgede yaptığı incelemelerden sonra yazıldı. 1930 yılından itibaren Ağrı ve Pülümür harekatları ile Dersim sorununu gündemleştiren Kemalist iktidar yaklaşık 6 yıllık bir planı uyguladı.
14 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen İskan Kanunu ile aşiretlerin hükmî şahsiyetleri ortadan kaldırılarak aşiret topraklarına ve mallarına el konuldu. Aşiret efradı göç ettirilerek hükümetin belirlediği bölgelere yerleştirildi. Dersim’in bazı bölgeleri de iskana kapatıldı.
M. Kemal Dersim harekatları ile bizzat ve özel olarak ilgilendi. 1935 yılı Kasım ayında TBMM’nin açılış konuşmasında, “İç idare teşkilatımızı, yurdun Doğu bölgelerinden başlayarak genişletmek ihtiyacını duymaktayız. Bu arada Dersim bölgesinde esaslı bir ıslahat programının tatbiki de düşünülmüştür” diyerek düğmeye bastı. Yaklaşık iki ay sonra 25 Aralık 1935’te “Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun” Meclise sunularak kabul edildi. Bu kanunla “Tunceli” isimli bir Vilayet kurularak Dördüncü Umum Müfettişi olan Korgeneral Abdullah Alpdoğan bölgeye vali ve komutan olarak atandı. Bu general valiye İngiliz sömürgelerindeki valilere tanınan olağanüstü yetkiler verildi.
1936 yazında Başbakan İsmet İnönü bölgeye giderek “Islah planı” uygulamalarını yerinde inceleyerek M. Kemal’e uzun bir rapor sundu. Aralık 1936’da İçişleri Bakanlığı’nda Bakan Şükrü Kaya yönetiminde Umumi Müfettişler Konferansı yapılarak Dersim’de devlet otoritesinin tesisi için tedip, tenkil ve tehcir politikaları belirlendi.
Korgeneral Alpdoğan bir bildiri yayınlayarak bütün aşiretlerin silahlarını teslim etmesini istedi. Birçok aşiret buna yanaşmadı. Aşiret reislerinin sözcüsü konumunda olan Seyit Rıza, Korgeneral Alpdoğan’la görüşerek Tunceli Kanunu’nun kaldırılmasını ve Dersim için özel bir idarenin kurulmasını istedi. İsteklerin kabul edilmemesi üzerine aşiretler yeni yapılan askeri garnizonlara ve karakollara saldırılar başlattı. 28 Nisan’da İçişleri Bakanlığı durumu şöyle açıkladı:
“Dersim aşiret reisleri, hükümet kuvvetlerini kendi aralarından uzaklaştırmak maksadıyla zaman zaman karakollarımıza tecavüzler yapmışlar ve kuvvetlerimiz tarafından tart edilmişlerdir. Tunceli’ne muhit ve özellikle Kürtlere meskun olan illerde her türlü olayları karşılayabilecek şekilde tedbirli olunmalıdır.”
3 Mayıs’ta hava kuvvetlerine bağlı bir uçak filosuyla havadan ve binlerce askerle karadan bölge kuşatıldı. Genelkurmay Başkanlığı 4 Mayıs’ta Türkçe-Osmanlıca harflerle yazılmış binlerce bildiriyi uçakla havadan atılarak devlete itaat dışında bir seçenek olmadığı anlatıldı. Bu bildiri şöyleydi:
“Cumhuriyet Hükümeti sizi şefkat ve merhamet kucağına almak, sizi mesut etmek istiyor. İçimizde bunu anlamayanlar çoktur ki ona hürmetsizlik ediyor veyahut içinizde bazıları şahsi menfaatler için sizi kurban etmek istiyor. Cumhuriyet Hükümeti bu gereği bildiği içindir ki sizlere son ihtarını yapıyor. Onun size son şartları şudur: Sizi ayaklandırmaya çalışan zavallıları Cumhuriyet Hükümeti’ne teslim ediniz veyahut onlar kendileri teslim olmalılar. Bu takdirde cümleniz masum kalacaksınız… Cumhuriyet Hükümeti’nin bu son şefkat ve merhametini bildiren bu bildirisini 24 saat çoluk ve çocuğunuzla beraber okuyun, düşünün ve çabuk cevap verin… Devlete itaat gerektir.”
İlk direniş 21 Mart 1937 yılında başladı. Altı ay süren direniş 5 Eylül’de direnişin lideri Seyit Rıza’nın görüşmeye çağırma bahanesiyle bir köprüde kurulan pusuda yakalanmasıyla bastırıldı. Seyit Rıza’nın yakalanmasını gazeteler “Türkiye’de son derebeyliğin de imha edildiği”, “Bir efsanenin yıkıldığı” şeklinde yazdı.
İkinci direniş, 2 Ocak 1938’de başladı ve bu direniş de kanlı bir şekilde bastırıldı. 3. Ordu Müfettişi Org. Kazım Orbay’ın komutasında 3 kolordunun katıldığı kapsamlı bir saldırı ile 16 Eylül 1938’de Dersim’deki direnişin bütün mevzileri yok edildi.
Kasım 1938’de TBMM’nin yeni çalışma yılının ilk toplantı gününde M. Kemal, hasta olduğu için Başbakan Celal Bayar’a okutturduğu yazılı söylevinde şöyle demişti: “Uzun yıllardan beri süregelen ve zaman zaman aşırı bir duruma giren Tunceli’deki toplu haydutluk olayları belli bir program içindeki çalışmaların sonucu olarak kısa bir zamanda ortadan kaldırılmış, o bölgede böyle olaylar bir daha tekrarlanmamak üzere tarihe aktarılmıştır.”
Dersim’de devlet zalimlikte sınır tanınmadı. Dersim’de hem Kürtlük hem de Alevilik büyük bir mezalime maruz kaldı. İnsanlar topluca mağaralara kapatılarak kimyasal gazlarla öldürüldü. Uçurumlardan atıldı. Kurşuna dizildi. Uçaklarla bombalandı. Dersim’in her yanı yakıldı, yıkıldı, Cumhuriyet tarihinin en büyük toplu katliamları yapıldı. İnsanlık onuru ayaklar altına alınarak bir halkın dili, tarihi, kültürü, inancı yok edilmeye çalışıldı. Ama bu zalimlik hiçbir zaman unutulmadı. Katliamların tüm detayları ağıtlarda kaldı. Acısı yüreklerde dinmedi.
1925-1938 yılları arasında uygulanan inkar, imha ve Türkleştirme politikaları için artık sözün bittiği yerdeyiz.
Şimdi yapılması gereken şey, Dersim’in direniş ruhunu yaşatmak, Dersim’i yeniden kurmak. ve Dersim’i unutmamaktır. Dersim’i unutmamak Roboski’yi unutmamaktır. Roboski’yi unutmamak Halepçe’yi unutmamaktır. Halepçe’yi unutmamak
unutmamaktır.
……………………
Evladı kerbelayn!
Elazığ’da Sıkıyönetim Mahkemesi’nde savcı, Seyit Rıza ve 71 kişinin 27’si için idam, diğerleri için ise ağır hapis cezası istedi. Mahkeme 11 kişi hakkında idam kararı verdi. 18 Kasım 1937’de Seyid Rıza, Seyit Rıza’nın oğlu Resik Hüseyin, Şeyhan aşireti reisi Seyid Hüsen, Yusufan aşireti reisi Kamer’in oğlu Fındık, Demenan aşireti reisi Cebrail’in oğlu Hasan, Kureyşan aşiretinden Ulkiye oğlu Hasan, Mirza Ali’nin oğlu Ali’nin infazları Elazığ’ın Buğday Meydanı’nda yapıldı.
Dönemin Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil, Seyit Rıza’nın idamını şöyle anlatıyor: “Biz Seyit Rıza’yı aldık. Otomobilde benimle Polis Müdürü İbrahim’in arasına oturdu. Jeep, jandarma karakolunun yanındaki meydanda durdu.
Seyit Rıza sehpaları görünce anladı.
-Asacaksınız dedi ve bana döndü.
Siz Ankara’dan beni asmak için mi geldiniz?
Bakıştık!
İlk defa, idam edilecek bir insan ile yüzyüze geliyordum. Bana güldü. Savcı namaz kılıp kılamayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk.
-Kırk liram ve saatim var, oğluma verirsiniz dedi.
Seyit Rıza’yı çıkardık. Hava soğuk ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan ile doluymuş gibi, sessizliğe ve boşluğa sesleniyordu.
-Evladı kerbelayn! … Bi hatayıh! … Cürümdür… Zulümdür… Cinayettir… dedi ve benim tüylerim diken diken oldu! Bu yaşlı adam, rap rap yürüdü… Çingeneyi itti… İpi boynuna geçirdi… Sandalyeye ayağı ile tekmeyi vurdu… İnfazı gerçekleşmişti!.. O da nice canlara kıydı!.. Ama, gözünü kırpmadan ölüme yürüyüşünü taktir etmekten kendimi alamadım.”
(İhsan Sabri Çağlayangil’in Anıları – Kader Bizi Una Değil, Üne İtti .)

YEKÊ GÛLANÊ CEJNA KARKER Û KEDKARÊN CÎHANÊ Û KURDISTANÊ PÎROZ BÊ!

Wekî tê zanîn hersal yekê gûlanê, wekî cejna karker û kedkarên cîhanê tê pîrozkirin.

Karker û kedkarên Kurdîstanê di şart û mercên gelekî zor û giranda li metropolên dagirkarenda kar dikin. Da ku karibin bi zor û zahmetî jîyana xwe îdame bikin.

Em baş dizanin û pê bawerin azadîya karker û kedkarên Kurdistanê bi serxwebûna Kurdistanê ve girêdayîye.

Bi vê münasebetê em wekî PDK-BAKUR, bi giştî cejna karker û kedkarên cîhanê û bi taybetî jî cejna karker u kedkarên Kurdistanê pîroz dikin.

PDK-Bakur

1 Gûlan 2017

KAMUOYUNA

28 Nisan 2017

Partimiz Türk devletinin her türlü hukuku çiğneyen ve Kürt düşmanlığını gözler önüne seren Rojava Kürdistanına yönelik bombardımanını şiddetle kınamaktadır. Türk devletinin önce Şengal ardından Karaçox ve Rojavaya yönelik bombardımanının Kürt nefreti ve IŞİD’e aktif destek verme dışında hiç bir amacı olamaz.

 

PDK-Bakur

Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi

PDK-BAKUR PARTİ TÜZÜĞÜ

PDK-BAKUR PARTİ TÜZÜĞÜ
BİRİNCİ BÖLÜM
KURULUŞ VE İLKELER
(Madde 1-5)
KURULUŞ VE İSİM
Madde-1
Partimizin adı Kuzey Kürdistan Demokrat Partisidir. Kısa adı PDK-Bakur’dur
Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi; liderimiz Sait Elçi ve arkadaşları tarafından 1965 tarihinde kurulmuştur.
Kuzey Kürdistan Demokrat Partisinin ebedi lideri Mele Mustafa Barzani’dir.
Genel merkezi Ankara’dadır.
Amblemi yeşil zemin üzerine sarı bayraktır; bayrağın ortasında kırmızı harflerle partimizin adı yazılıdır.
SİYASAL İLKELER VE DEĞERLER
Madde-2
Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi Kürdistan milliyetçiliği ile bağlıdır. Kürdistan coğrafyasında yaşayan tüm halkların Kürdistan’ın kaderini özgürce tayin etmesini ve kardeşçe bir arada yaşamalarını savunur. Onların kültürlerinin, dillerinin ve dinlerinin saygı görmesini, gelecek kuşaklara naklolunmasını ve özgürce yaşanmasını destekler. Demokrat, laik ve ilerici bir partidir. Parti Kürdistan halkıyla birlikte tüm ezilen halkların self determinasyon hakkından yanadır. Emek mücadelelerini destekler. İnsan hakları hukukunun, hukukun üstünlüğünün, uluslararası toplumca kabul görmüş evrensel değerlerin, özgürlük, eşitlik, adil ve barışçı bir dünyanın yanındadır. Dengeli ve sürdürülebilir bir kalkınmaya, çevrenin korunmasına, kadın erkek eşitliğine inanır.
AMAÇ
Madde-3
Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi’nin amacı;
Kürdistan halkının barışçıl-demokratik usullerle ve özgürce kendi geleceğini belirleme hakkını kullanmasından yanadır.Parti, self-determinasyon oylaması sırasında bağımsızlıktan yana tavır koyar. Bu aşamalardan sonra Kürdistan’da insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, laik, çağdaş, katılımcı ve çoğulcu demokrasiye inanan hakça bir düzen oluşturulacaktır. Böyle bir tayin Ortadoğuda yaşayan diğer tüm halkların lehine olduğu gibi, dünya ve bölge barışına katkılar yapacaktır. Kürdistan’ın kendi kaderini tayin etmesi ve barışçıl bir şekilde ayrılmasıyla Türkiye’nin ulusal kimliği de pekişmiş olacaktır. Ayrıca 1920’den beri emperyalist ülkelerce zorla dayatılan ve ulusların arasına kin ve düşmanlık tohumları eken, savaşlara ve kan dökülmesine yol açan uydurma sınırlar da ortadan kalkacak, bunun yerini organik ve tarihi sınırlar alacaktır.
SİYASAL YAŞAM ANLAYIŞI
Madde-4
Kuzey Kürdistan Demokrat Partisinin üyeleri için siyasal yaşamda görev almak onurlu bir hizmettir.
Siyasal görevler, özel çıkarlar için kullanılamaz.
Siyasal yaşamda etkinlik kazanmak için kimseye kişisel yarar sağlanamaz.
Toplumsal ve siyasal yaşamda erdemli olmak, erdemliliği savunmak, korumak ve gerçekleştirmek Kuzey Kürdistan Demokrat Partili olmanın ön koşuludur.
ÇALIŞMA İLKELERİ
Madde-5
Partinin bütün görevleri, tüzük kuralları içinde, partililerin tümüne açıktır.
Partili için başarı, Partinin başarısıdır. Siyasal eylem Partinin eylemidir.
Partililer; özel yaşamlarında, görevlerinde, işlerinde ve üyesi bulundukları kuruluşlarda, Partinin ilkelerine ve doğrultusuna uygun davranırlar ve çalışırlar.
Partililer toplum hayatının ve parti görevlerinin gerektirdiği yetenekleri kazanmak; sorumluluk yerlerine, partinin başarılı, bilgili ve yetenekli üyelerinin seçilmelerini sağlamak için sürekli çaba harcarlar.
Siyasal yaşamda; erdemliliğe, üretkenliğe, yeteneğe ve emeğe uygun yükselmek esastır. Partililer, bu ilkelere uymakla, parti yöneticileri de bu ilkeleri uygulamakla yükümlü ve sorumludurlar

KÜRDİSTAN KAMUOYUNA

14 Nîsan 2017

Partimiz, 1965 yılında Kürdistan’ın Kürdistanlılar tarafından yönetilmesini sağlamak amacıyla başladığı mücadelesinde yeni bir aşamaya geçmiştir.

Kürdistan ulusunun diğer uluslarla eşit haklara sahip olması gerekliliğini savunan yasal parti, bugün itibariyle kuruluş belgelerini TC İçişleri bakanlığına teslim etmiştir. Yasal parti, Kürdistan ulusunun kendi geleceğini belirleme hakkının kullanabilmesini amaçlamış ve bu hakkın kullanılma sürecinde bağımsız Kürdistan’dan yana tavır almayı taahhüt etmiştir. Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi ismiyle başlattığımız yasal parti çalışması self determinasyon ve bağımsızlığa inanan tüm Kürdistanlıların kendisini ifade edebileceği bir kitle partisi olarak yoluna devam edecektir.

Bu ilkelere inanan tüm Kürdistanlıların en az kurucular kurulu kadar söz sahibi olacağı bir yapılanma yaratacağız. Burası Kürdistanlıların evidir, herkesi bu eve sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Yaşasın Bağımsız Kürdistan!

PDK-Bakur

 

JI BO RAYA GIŞTÎ YA KURDISTANÊ

14 Nîsan 2017

Partiya me di sala 1965an de, bi armanca ku Kurdistan ji aliyê Kurdistaniyan ve werê  birêvebirin dest bi tekoşînê kir û niha derbasî qonaxeke nû bûye.

Belgenameyên serlêdana partiye legal ya ku heman mafên neteweyên din jî weke neteweya Kurdistanê dixwaze, îro ji Wezareta Karûbarên Hundir a Komara Tirkîye re hatine pêşkêşkirin.

Ev partiya legal, mafê diyarkirina çarenivîsê ji bo neteweyên Kurdistanê dike armanc û di dema bikaranîna van mafan de, helwesta xwe ji bo Kurdistaneke serbixwe werdigire.

Xebata me ya bi navê Partiya Demokrata Kurdistana Bakur, dê weke partiyeke gelêrî ya ku bawermendên serxwebûna Kurdistanê û mafê çarenivîsê dixwazên, karibin xwe tê de îfade bikin  berdewamiyê bidin xebata xwe.

Em dê bingeheke wiha ava bikin ku hemû Kurdistaniyên bawerîya xwe bi van prensîban dihênin, bi qasî avakar û damezrêneran xwedî maf in.

Ev der mala hemî Kurdistaniyan e,

Em bang li herkesî dikin ku li vê malê xwedîtiyê bikin. .

Bijî Kurdistana Serbixwe.

PDK-Bakur